}

İstilacı Tür Detay

Çiğdeci

Sistem : Karasal
Alem Şube Sınıf Takım Aile Cins / Tür
Animalia Chordata Aves Passeriformes Sturnidae Acridotheres tristis
Genel Ad:

Çiğdeci

Sinonim:

"Acridotheres tristis tristis Acridotheres tristis melanosternus "

Özet:

Dağlarda ağaç sınırından yarı çöllere, seyrek ağaçlı bozkırlardan; şehir içlerindeki parklara ve bahçelere kadar birçok ortamda görülür. Genel olarak insanlara yakın yerlerde bulunur. Hindistan’da 3000 metre yükseklikte, Asya’da ise 1525 metre yükseklikte kaydedilmiştir. Yoğun ormanlık alanları tercih etmez (Feare ve Craig, 1999).23-27 cm boyunda, 33-36 cm kanat açıklığına sahip, 82-143 gr ağırlığında bir türdür. Diğer sığırcık türlerine göre daha iridir. Hindistan’da tarım zararlılarını yediği için çiftçi dostu olarak değerlendirilmektedir. Sıcak ve ılıman tropikal iklimdeki karasal alanlarda zararlılarla mücadele kapsamında yerleştirilmiştir (Case, 1996; Veltman vd., 1996; Faera ve Craig, 1999). Çiğdeci, Orta ve Güney Asya, Hindistan, Afganistan, Türkistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Çin’in güneyinde doğal olarak dağılım göstermektedir (Faera ve Craig, 1999). Ancak istila ettiği alanları da temel alınca 400 Kuzey ve 400 Güney enlemleri arasında dağılım göstermektedir. Türün, doğal alanı dışına taşınma sebebi ticaretinin yapılması ve biyolojik mücadele kapsamında kasıtlı olarak taşınmasıdır. Omnivordur. Ağırlıklı olarak meyveler, tahıllar, böcekler ve larvalarla beslenir. Yemek artığı, çöplükten atıştırmalar, kuş yumurtaları, kurbağa, kertenkele, yengeç gibi küçük hayvanlar ve çiçek nektarı ile beslenir (Ali ve Ripley, 1972). Çiğdeci, dünyada birçok alana kasıtlı olarak biyolojik kontrol amacıyla getirilmiştir. Kazara yerleştirilmelerin büyük çoğunluğu da kafes ticareti yapılan bireylerin kafesten kaçmaları ya da serbest bırakılmaları ile gerçekleşmiştir (Lever, 1987).

Tür Tanımı

"23-27 cm boyunda, 33-36 cm kanat açıklığına sahip, 82-143 gr ağırlığında bir türdür. Diğer sığırcık türlerine göre daha iridir. Baş, ense, gıdı ve boğaz parlak siyahtır. Göz derisi, gaga ve bacaklar parlak sarıdır. Sırt, göğüs ve karın kestane kahverengisidir. El telekleri koyu kahverengi, kol telekleri kestane rengindedir. Kuyruk telekleri siyah, uçları ve kuyruk altı açık beyazdır. Uçarken el teleklerin dip kısmındaki beyazlığın oluşturduğu geniş kanat paneli görünür. Kanat altı örtüleri de beyazdır; kanat altı kanat üstüne göre daha beyaz görünür. İris kızılımsı kahverengidir. Gençte kafa daha soluk ve mat siyah, gövde daha soluk kahverengi, kuyruk telekleri ucundaki beyazlık daha azdır (Kannan ve James, 2020).
Dişi ve erkek birbirine benzer, ancak erkekler biraz daha büyüktür. Bu özellik arazi koşullarında ayrımda yardımcı değildir. Erkek ortalama 113-140 gr, dişi ise 98-129 gr ağırlığındadır. Kanat uzunluğu erkekte 134-142 mm, dişide ise 120-139 mm uzunluğundadır. Tarsus erkekte 42,3 mm, dişide 40,5 mm uzunluğundadır (Counsilman vd., 1994).
"

Yaşam Alanı

"Dağlarda ağaç sınırından yarı çöllere, seyrek ağaçlı bozkırlardan; şehir içlerindeki parklara ve bahçelere kadar birçok ortamda görülür. Genel olarak insanlara yakın yerlerde bulunur. Hindistan’da 3000 metre yükseklikte, Asya’da ise 1525 metre yükseklikte kaydedilmiştir. Yoğun ormanlık alanları tercih etmez (Feare ve Craig, 1999).
Yerleştirilmiş popülasyonları deniz kıyısı, tarım alanları, orman kenarları, bahçeler, çayırlıklar ve kıyısal mangrovlarda bulunur. Geniş habitat tercih aralığına rağmen suya yakın olmayı tercih eder.
Çiğdeci, Orta ve Güney Asya, Hindistan, Afganistan, Türkistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Çin’in güneyinde doğal olarak dağılım göstermektedir (Faera ve Craig, 1999). Ancak istila ettiği alanları da temel alınca 400 Kuzey ve 400 Güney enlemleri arasında dağılım göstermektedir. Acridotheres tristis türünün Türkiye’de ilk olarak Ankara’da ürediği tespit edilmiştir. Günümüzde Ankara’da üreyen popülasyonu bulunmamakla birlikte tür üreme alanını İstanbul, İzmir ve Bursa olarak genişletmiştir. Bunun yanı sıra türün Antalya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa ve Rize illerinden de kayıtları vardır. İstanbul’da sayılarının arttığı ve daha fazla alana dağıldığı bilinmektedir."

Üreme Bilgisi

Monogamdır. Eşler yıllık olarak bir aradadır. Hindistan’da eşler Şubat başında biraraya gelmektedir ve sonrasında terituvar oluşturulur. Yeni Zelanda’da ilk terituvar tespitleri Ekim ayında başlamaktadır. Yuva yapımına en yoğun yağış döneminde ve düşük sıcaklıkların olduğu Aralık ve Ocak aylarında başlar (Telecky 1989). Coğrafik bölgelere göre oldukça değişken bir üreme takvimi vardır. Mart başından Haziran ayı sonuna kadar yumurta bırakır. Yavru çıkışları Nisan ve Mayıs ayındadır. Çoğu yavru Ağustos ayında yuvadan ayrılır. Kuluçka büyüklüğü yaklaşık 3 yumurtadır. Her iki eşey de kuluçkaya yatar. Dişi genelde gece, erkek gündüz kuluçkadadır. Kuluçka süresi yaklaşık 13 gün olarak tespit edilmiştir. Yavrular yumurtadan çıktıklarında ebeveyn bakımına muhtaçtır. Yavru bakımına her iki eşey de katılır. Yumurtadan çıkan yavrular yaklaşık 5 gr civarındadır. Ebeveyn bakımı yaklaşık 3 hafta devam eder, sonrasında yavru yuvadan ayrılır (Councilman, 1974; Dhanda ve Dhindsa, 1996).

Yaşam Döngüsü

Göçmen değildir. Üremesi Yeni Zelanda’da Ekim – Ağustos arasında, Havaide Mart – Eylül arasında, Hindistan’da Aralık – Nisan aylarındadır. Erginleri tüy değişimini Temmuz – Aralık aylarında, gençleri ise Ekim – Aralık aylarında gerçekleştirir. 

Beslenme Bilgisi

"Omnivordur. Ağırlıklı olarak meyveler, tahıllar, böcekler ve larvalarla beslenir. Yemek artığı, çöplükten atıştırmalar, kuş yumurtaları, kurbağa, kertenkele, yengeç gibi küçük hayvanlar ve çiçek nektarı ile beslenir (Ali ve Ripley, 1972).
Yerdeyken ve ağaçtayken beslenir. Nadiren havalanarak uçan böcekleri avlar. Yerdeyken omurgasızları gaga yardımıyla arayarak, dokunarak alır. Kafatası yapısı ve dilin kas yapısı yerden beslenmek için iyi adapte olmuştur. Yerde beslenirken yürür ve ara ara durarak besin arar. Bazen ağaçlarda meyvelerle beslenmek üzere havalanır, burada bazen böcek aradığı da olur. Özellikle otlayan büyükbaşları takip ettiği ve onların toprağı kaldırması sonucu ortaya çıkan böcekleri toplayarak onlardan faydalandığı ifade edilir (Cramp ve Perrins, 1994).
Özellikle Güney Afrika’da otlayan zebra, impala, keçi gibi hayvanların üzerinden de böcek topladığı kaydedilmiştir.
Bitkisel besin: Ficus, Azadirachta indica, Phoenix sylvestris, Zizyphus, Lantana, Morus, Santalum, Malus, Pyrus, Fragaria, Vitis, Psidium, Mangifera, Artocarpus, Carica, Lycopersicon. Triticum aestivum Oryza sativa, Pisum sativum, Arachis hypogea, Cicer arietinum, Zea mays, Coriandrum sativum, Phaseolus mungo. Eucalyptus, Erythrina, Salmalia, Pyrus communis, Gliricidia
Hayvansal besin: Çoğunlukla böcekler. Coleoptera, Orthoptera, Lepidoptera, Diptera, Hymenoptera, Isoptera, Hemiptera. Oligochaeta, Polychaeta, Gastropoda, Decapoda, Amphipoda, Arachnida, Chilopoda, Diplopoda.
"

Genel Etki Bilgisi

"Biyoçeşitliliğe etkileri: Acridotheres tristis’in biyoçeşitliliğe hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Pozitif etkileri, çiçeklerin, özellikle de ağaçların döllenmesine olan katkılarıdır. Yerli bitkilerin tohumlarının dağıtımında rol oynar. Negatif etkileri ise Acridotheres tristis’in yerli türler üzerindeki hakimiyeti ve rekabetinden kaynaklandığı ifade edilir. Özellikle nesli tehlike altında olan bazı kuş türleri ile yuva yeri ve besin için rekabete girer, kuş yumurtalarını ve yavrularını yer, istilacı yabancı bitki türlerinin dağılımında rol oynar ve patojenlerin yayılmasında etkilidir (Feare ve Craig, 1999).
Avustralya’da gerçekleştirilen bir çalışmada Acridotheres tristis’in iki papağan türü (Platycircus elegans ve P. exeminus) ile rekabet ettiği ve onların yuva oyuklarını işgal ederek papağanları yuvadan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir (Pell ve Tidemann, 1997). Acridotheres tristis, IUCN tarafından en kötü 100 istilacı tür arasında listelenmiştir. Tindall vd. (2007) Yeni Zelanda’nın küçük adalarında gerçekleştirdikleri bir çalışmada, Çiğdecilerin yakalanıp uzaklaştırdığı habitatlarda, endemik türlerin ve yabancı türlerin nüfusunda belirgin artışlar olduğunu göstermiştir. Prosthemadera novaeseelandii, Gerygone igata yerli türleri ile Turdus merula yerleştirilmiş türlerinin nüfusunda artış gözlenmiştir.
Seyşeller’de gerçekleştirilen bir çalışmada, Çiğdecilerin bulunduğu alana endemik Acrocephalus sechellensis türü yerleştirilerek Çiğdeci nüfusunu kontrol etmesi beklenmiştir. Eradikasyondan önce yakalanan bazı yerli türlerin neredeyse %25’inde kafa yaralanmaları olduğu gözlenmiştir. Çiğdecilerin eradikasyonu sonucunda sayılarının azalmasıyla birlikte olumsuz etki altında olan türlerin daha sağlıklı olduğu, yuvadan daha çok yavru uçurdukları ve sayılarının arttığı tespit edilmiştir. Gygis alba türü sumrunun da sayısında belirgin artış olduğu ve Çiğdeciler alandan uzaklaştırıldıktan sonra daha alçak bitkilerin olduğu yerlerde de yuva yaptıkları tespit edilmiştir (Feare, 2010).
Habitata etkileri: Çiğdecilerin meyvecil beslenmeleri nedeniyle birçok bitki türünün döllenmesinde ve dağıtımında etkili oldukları ve yerli oldukları bölgelerde inanılmaz bir ekosistem servisi sundukları bilinmektedir. Diğer taraftan dağılımında etkili oldukları bazı bitki türlerinin, dağılmasının istenmediği istilacı türler olduğu bilindiğinden faydadan çok zarara neden oldukları da vurgulanmaktadır (Ashmole ve Ashmole, 2008).
Sosyal etkileri: Çiğdeciler 5.000 bireye varan büyük gruplar halinde toplanırlar. Bütün yıl boyunca özellikle gün doğumu ve gün batımı zamanlarında oldukça gürültücüdürler. Bunun yanı sıra dışkıları da rahatsız edicidir. Singapur gibi bazı yerlerde bu nedenle kamusal alanlara sorun teşkil ettikleri belirtilmiştir (Yap vd., 2002). Boru ağızlarına ve su gider yerlerine yuva yaptığı için de kamu sorunu oluşturmaktadır. Restoranlar ve diğer açık alanlarda insanların tabaklarından yemek çaldıkları için hijyen bakımından problemli olarak değerlendirilirler. Ayrıca insanların evlerinden ve bahçelerinden yemek de çalmaktadırlar.
Çiğdeciler, insanlara bulaşabilen Ornithonyssus bursa ve Dermanyssus gallinae bit türlerini taşımakta ve bu nedenle insan sağlığını etkileyebilmektedir. Bu bit türleri insanda dermatit, astım, kızarıklık gibi etkilere neden olmaktadır. Dışkıları salmonella ve göz nezlesi enfeksiyonuna sebep olabilmektedir. Bunun yanı sıra çeşitli eklembacaklılarla insanlara aktarılabilecek arbovirüsleri bulundururlar. Ayrıca kanatlı sıtması taşıdıkları da bilinmektedir (Stoner, 1923; Massam, 2001).
Çiğdecinin risk ve etki faktörleri
İstilacılık: a- Doğal olarak bulunmadığı alanlarda istilacı olduğu tespit edilmiştir, b- insan topluluklarından faydalanmaktadır.
Etki sonuçları: a- Tarımı olumsuz etkiler, b- insan sağlığını olumsuz etkiler, c-hayvan sağlığını olumsuz etkiler, d- yerel biyoçeşitliliği azaltır, e-tehlike altındaki türleri tehdit eder/ kaybına neden olur, f-yerli türleri tehdit eder/ kaybına neden olur.
Etki mekanizmaları: a- alerjik reaksiyonlara neden olur, b- rekabet – kaynakları tekelleştirme, c- zararlı ve hastalık bulaşması, d- kirlenme, e- predasyon.
"

Genel Yönetim Bilgisi

"Önleyici tedbirler: Avustralya, Çiğdeciyi en yüksek risk kategorisinde değerlendirmiştir. Queensland’da da tür “ekstrem” tehlikeli tür olarak kabul edilmiştir. Tür, Avustralya’da yasaklanmıştır (Massam, 2001; Markula vd., 2009).
Fiziksel önleme: Beslenme tuzakları ile yakalanarak Çiğdecilerin uzaklaştırılması oldukça kolaydır. Tindall Tuzağı ve Tidemann Tuzağı Yeni Zelanda’da başarılı bir şekilde kullanılmıştır (Tiedemann, 2007).
Entegre zararlı yönetimi: Habitat modifikasyonu, kaynak sınırlaması ve halkın eğitimi ile türün kontrol edilerek yönetilmesi mümkündür. Çiğdecinin geniş besin tercihi olduğu için sadece beslenme kaynaklarında sınırlamaya gidilmesi ile başarı elde edilmesi mümkün değildir (Lim vd., 2003).
"

Genel Giriş Yolu Bilgisi

Türün, doğal alanı dışına taşınma sebebi ticaretinin yapılması ve biyolojik mücadele kapsamında kasıtlı olarak taşınmasıdır. Acridotheres tristis türünün Türkiye’de varlığına dair ilk bilgiler Sperl (1992) tarafından verilmiştir. Sperl (1992), türün Doğu Karadeniz kıyılarında bulunduğu belirtmiştir ancak herhangi bir destekleyici belge sunamadığı için kaydı kabul görmemiştir. İlk kanıta dayalı gözlem 12 Mayıs 1996’da ODTÜ Ankara kampüsünden gelmiştir (Bilgin, 1996). Tür 2000 yılına kadar orada üremiştir (Kirwan ve ark., 2003). İstanbul Ömerli’den ilk kayıt 21 Haziran 1997 yılında 2 birey olarak gelmiştir. Ancak o yılın haricinde 2004 yılına kadar başka gözlem olmamıştır. 2004 yılında Kartal’da ilk olarak 7 birey olarak kaydedilen Çiğdeciler çoğalarak İstanbul’a dağılmışlardır. İzmir’de ilk olarak 18 Ocak 2014 tarihinde 8 birey olarak kaydedilmişlerdir ve o zamandan bu yana orada üremektedirler. Bursa’da ise ilk olarak 2016 yılında yuvada bir çift kaydedilmiş olup, onlar da üremeye devem etmektedir. Günümüzde Ankara’da üreyen popülasyonu bulunmamakla birlikte tür üreme alanını İstanbul, İzmir ve Bursa olarak genişletmiştir. Çiğdeci, kafes ticareti yaygın olarak yapılan kuşlardandır. CITES kapsamında değildir. İstanbul’da, büyük şehirlerde petshoplarda ve internet üzerinden satışları yapılmaktadır. Genelde kaçak yollarla getirilen ve tutulan bu türün kasıtlı ya da kazara bırakılması sonucu, Çiğdeci doğada doğal populasyonlar oluşturabilmiştir. 

Notlar

Hızlı uyum ve rekabet gücü ve oldukça çeşitli besin tercihi nedeniyle yeni alanlara kolay uyum sağlayarak hızlıca çoğalabilmektedir. Dünyadaki en kötü 100 istilacı tür arasında listelenmiştir. İlk olarak 1992 yılında İstanbul ve Ankara’dan bildirilen bu tür son 3 yıldır da İzmir ve Bursa’da da üremeye başlamıştır ve hızla yayılmaya ve sayısını arttırmaya devam etmektedir. 

Referanslar

KONUMLAR

Çiğdeci için dağıtım kaydı olan il veya denizler

Adi Açıklama #
1 Samsun Detay

Adi Açıklama #
1 Ankara Detay

Adi Açıklama #
1 Bursa Detay

Adi Açıklama #
1 İstanbul Detay

Adi Açıklama #
1 İzmir Detay

Adi Açıklama #
1 Antalya Detay

Adi Açıklama #
1 Mersin Detay

Adi Açıklama #
1 Şanlıurfa Detay

Adi Açıklama #
1 Rize Detay

ETKİ BİLGİSİ

"Biyoçeşitliliğe etkileri: Acridotheres tristis’in biyoçeşitliliğe hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Pozitif etkileri, çiçeklerin, özellikle de ağaçların döllenmesine olan katkılarıdır. Yerli bitkilerin tohumlarının dağıtımında rol oynar. Negatif etkileri ise Acridotheres tristis’in yerli türler üzerindeki hakimiyeti ve rekabetinden kaynaklandığı ifade edilir. Özellikle nesli tehlike altında olan bazı kuş türleri ile yuva yeri ve besin için rekabete girer, kuş yumurtalarını ve yavrularını yer, istilacı yabancı bitki türlerinin dağılımında rol oynar ve patojenlerin yayılmasında etkilidir (Feare ve Craig, 1999).
Avustralya’da gerçekleştirilen bir çalışmada Acridotheres tristis’in iki papağan türü (Platycircus elegans ve P. exeminus) ile rekabet ettiği ve onların yuva oyuklarını işgal ederek papağanları yuvadan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir (Pell ve Tidemann, 1997). Acridotheres tristis, IUCN tarafından en kötü 100 istilacı tür arasında listelenmiştir. Tindall vd. (2007) Yeni Zelanda’nın küçük adalarında gerçekleştirdikleri bir çalışmada, Çiğdecilerin yakalanıp uzaklaştırdığı habitatlarda, endemik türlerin ve yabancı türlerin nüfusunda belirgin artışlar olduğunu göstermiştir. Prosthemadera novaeseelandii, Gerygone igata yerli türleri ile Turdus merula yerleştirilmiş türlerinin nüfusunda artış gözlenmiştir.
Seyşeller’de gerçekleştirilen bir çalışmada, Çiğdecilerin bulunduğu alana endemik Acrocephalus sechellensis türü yerleştirilerek Çiğdeci nüfusunu kontrol etmesi beklenmiştir. Eradikasyondan önce yakalanan bazı yerli türlerin neredeyse %25’inde kafa yaralanmaları olduğu gözlenmiştir. Çiğdecilerin eradikasyonu sonucunda sayılarının azalmasıyla birlikte olumsuz etki altında olan türlerin daha sağlıklı olduğu, yuvadan daha çok yavru uçurdukları ve sayılarının arttığı tespit edilmiştir. Gygis alba türü sumrunun da sayısında belirgin artış olduğu ve Çiğdeciler alandan uzaklaştırıldıktan sonra daha alçak bitkilerin olduğu yerlerde de yuva yaptıkları tespit edilmiştir (Feare, 2010).
Habitata etkileri: Çiğdecilerin meyvecil beslenmeleri nedeniyle birçok bitki türünün döllenmesinde ve dağıtımında etkili oldukları ve yerli oldukları bölgelerde inanılmaz bir ekosistem servisi sundukları bilinmektedir. Diğer taraftan dağılımında etkili oldukları bazı bitki türlerinin, dağılmasının istenmediği istilacı türler olduğu bilindiğinden faydadan çok zarara neden oldukları da vurgulanmaktadır (Ashmole ve Ashmole, 2008).
Sosyal etkileri: Çiğdeciler 5.000 bireye varan büyük gruplar halinde toplanırlar. Bütün yıl boyunca özellikle gün doğumu ve gün batımı zamanlarında oldukça gürültücüdürler. Bunun yanı sıra dışkıları da rahatsız edicidir. Singapur gibi bazı yerlerde bu nedenle kamusal alanlara sorun teşkil ettikleri belirtilmiştir (Yap vd., 2002). Boru ağızlarına ve su gider yerlerine yuva yaptığı için de kamu sorunu oluşturmaktadır. Restoranlar ve diğer açık alanlarda insanların tabaklarından yemek çaldıkları için hijyen bakımından problemli olarak değerlendirilirler. Ayrıca insanların evlerinden ve bahçelerinden yemek de çalmaktadırlar.
Çiğdeciler, insanlara bulaşabilen Ornithonyssus bursa ve Dermanyssus gallinae bit türlerini taşımakta ve bu nedenle insan sağlığını etkileyebilmektedir. Bu bit türleri insanda dermatit, astım, kızarıklık gibi etkilere neden olmaktadır. Dışkıları salmonella ve göz nezlesi enfeksiyonuna sebep olabilmektedir. Bunun yanı sıra çeşitli eklembacaklılarla insanlara aktarılabilecek arbovirüsleri bulundururlar. Ayrıca kanatlı sıtması taşıdıkları da bilinmektedir (Stoner, 1923; Massam, 2001).
Çiğdecinin risk ve etki faktörleri
İstilacılık: a- Doğal olarak bulunmadığı alanlarda istilacı olduğu tespit edilmiştir, b- insan topluluklarından faydalanmaktadır.
Etki sonuçları: a- Tarımı olumsuz etkiler, b- insan sağlığını olumsuz etkiler, c-hayvan sağlığını olumsuz etkiler, d- yerel biyoçeşitliliği azaltır, e-tehlike altındaki türleri tehdit eder/ kaybına neden olur, f-yerli türleri tehdit eder/ kaybına neden olur.
Etki mekanizmaları: a- alerjik reaksiyonlara neden olur, b- rekabet – kaynakları tekelleştirme, c- zararlı ve hastalık bulaşması, d- kirlenme, e- predasyon.
"

KONUMLAR

MEKANİZMALAR

SONUÇLAR

  • Popülasyon büyüklügünde azalma

YÖNETİM BİLGİSİ

"Önleyici tedbirler: Avustralya, Çiğdeciyi en yüksek risk kategorisinde değerlendirmiştir. Queensland’da da tür “ekstrem” tehlikeli tür olarak kabul edilmiştir. Tür, Avustralya’da yasaklanmıştır (Massam, 2001; Markula vd., 2009).
Fiziksel önleme: Beslenme tuzakları ile yakalanarak Çiğdecilerin uzaklaştırılması oldukça kolaydır. Tindall Tuzağı ve Tidemann Tuzağı Yeni Zelanda’da başarılı bir şekilde kullanılmıştır (Tiedemann, 2007).
Entegre zararlı yönetimi: Habitat modifikasyonu, kaynak sınırlaması ve halkın eğitimi ile türün kontrol edilerek yönetilmesi mümkündür. Çiğdecinin geniş besin tercihi olduğu için sadece beslenme kaynaklarında sınırlamaya gidilmesi ile başarı elde edilmesi mümkün değildir (Lim vd., 2003).
"

KONUMLAR

YÖNETİM KATEGORİSİ